Çarşamba günün akşamının geç saatlerinde mahallemizin pazar kurulan sokaklarından birinden usulca geçiyordum. Eve doğru gittiğimi sanıyordum ki meğer binmişim bir alamete gidiyormuşum ta kıyamete. Sadece ben değil tüm insanlar aynı durumda ama bir ben birde bana bakan kedi bunun farkında. Akşam semt pazarı kaldırılmış geriye sadece pazarcıların bıraktıkları çöpler kalmıştı ve çöplerin arasında insanlar. Ne işleri var bu insanların burada diye düşünmeme gerek yoktu. Çünkü herkes biliyordu. Bu insanlar açtı. Yeteri kadar para kazanamıyorlardı. Ailelerinin karınlarını doyurabilmek için şeref timsali analar çöplüklerde, pazarlarda yiyecek yemek arıyorlardı. Hazin bir tablo akşamdan sabaha kadar içimi kurcaladı. Bu tablo Picasso’nun çizdiklerine benzemiyordu. Tıpkı siyasilerimizin yaptıkları icraatların altına attıkları imzalara benziyordu bu tablonun sahibinin imzası ve ben daha önce bunu görmüştüm. Elimden ne gelir diye düşünürken sabahlara kadar, düşünmekten başka bir şey yapamadığımın farkındayım…